ARKADYA YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ARKADYA YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2013 Perşembe

GÖKKUŞAĞINI YAKALAMAK

Yazar:Kathleen Long
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Çeviren:Buse Barış
Sayfa Sayısı: 310

GÖKKUŞAĞINI YAKALAMAK
Okundu ve bitti…
Uzun zamandır beni bu kadar farklı etkieyebilen bir kitap okumamıştım.Bir elimde mendil bir yandan ağladım bir yandan da güzldüm..:) Karışık duygular içerisinde bitirdim kitabı….
Bernadette’nin hayata bakış açısı aslında çogu bayanla aynı; Kilo  sorunu, kocası Ryan ve onun HYM (Hamile Yelloz Metres) si ile olan ilişkisi, ayrılık çanları çalmaya başlayınca bir geriye dönüş ve acaba neleri eksik yaptım, neleri yapabilecekken yapmadım ve hüzünlü bir geriyer dönüş isteği ve sorgulama….Aile bireylerinin kaybı, işini kaybetme ve bu kaos içinde Gökkuşağını Yakalamaya çalışmak oldukça zor ama imkansız değil…
Ben zevk alarak okudum bu kitabı.Çünkü zorluklarla baş ederken yapılan mücadele okadar güzel ve farklıJ espirili bir dille donatılmış ki; yaşanan her olayda bir yandan üzülüyor bir yandan da gülümsüyorsunuz…J
Kitabın başından sonuna kadar Benadette’ ye yol gösteren , babasının onun için bıraktığı bulmacalar oluyor…Sonuçta hepimizin bir dayanagı yol göstericisi yok mu..? 
Yaşama sevinci ve hüznü bir arada bulabileceğiniz bir kitap …Kitabı edindikten   sonra eminim ki yeri kitaplığınızda ki baş köşe olacaktır..:)
Birkaç alıntı…
Sf 21: Eğer biri size aile şirketinin çalışmak için sevimli, sıcak bir yer olduğunu söylerse  aksi yöne dogru çığlık atarak kaçın.
Sf  90:…Telsiz telefonu kulağıma tutarken, ağzım açık kendi yansımama baktım.Saçımın kendine ait bir hayatı olduğunu zaten biliyordum ama başımda ki korkunç birşeydi.
Sf 172: Yerdeki kırpılmış saç tutamlarını toplayıp çığlıklar ata ata en yakın perukçuya gitmemek  için kendimi zor tutarak, aynadaki yansımama bir daha baktım.
Sf 176: Eğer gözlerimi yeterince kısarak bakarsam…çok fena sayılmazdım.
Sf 284: Kışın en soğuk zamanlarında, nihayet içimde hiç bitmeyen bir yazın olduğunu öğrendim.  Albert Camus


29 Mart 2013 Cuma

-22- BRİTANYA YOLU


                                                           -22-  BRİTANYA YOLU
             Her savaş bir kaybediştir....
             Kimi sevdiğini , kimiyse benliğini kaybeder...
        
Kitabın adını ve kapağını görür görmez beğeneceğimi anlamıştımJ
Kitabı okumaya başlar başlamaz kendinizi serüvenin içinde buluyorsunuz.Silvana ve Janusz ‘un büyük aşkı  ve Polonya savaşı ile başlayan bir kitap. Bir yandan Polonyo ve destekçileri Fransa ve İngiltere diğer yanda Nazi Almanyası…
Kitaba bakıldığında ana hatlarıyla savaş dönemini anlatıyor.Fakat içerisine girildikçe o dönemde yaşanan toplumsal yapı ve daha da özelde muhteşem bir aşkla başlıyor kitap.Özellikle yarısından sonra mendil elinizden düşmüyor..:( Savaşın yıktığı aileler ve hayatta kalanların bir araya gelmeleri, az da olsa eski aile yaşantılarına ulaşmaya çalışmaları ve bunun için de yaptıkları fiziksel ve hatta daha fazla psikolojik mücadele çok güzel bir dille anlatışıyor…
Aurek ve Silvana arasındaki bağdan her  bahsedilişte daha da duygulandım.. Bir annenin görevi çocuğunu korumak ve ona bir aile sunmaktır..Silvana bu fikri özümsemiş ve gerçekleşmesi için her türlü fedakarlığı yapmıştır…Fakat bu sevgi savaşta yaşanan sırlar ihanetlerin üzerini örtebilecek mi?
Son iki günüm bir elimde kitap bir elimde mendille dolaşarak geçti…J uzun zamandır bu kadar tad alarak okuduğum bir kitap hatırlamıyorum…

Bir Kaç Alıntı..:)

 Sf:216  Aurek in topraklarını öğrenmeye hakkı var.Herkes nereden geldiğini  ve nereye ait olduğunu öğrenmeli. 
   Silvana, Tony'ye bakarak sert bir ifade ile '' Aurek bana ait!''dedi .

  Sf: 262 Oğluna sarılarak uzandığı bir yatakta hayal ediyordu kendini.Uyumak istiyordu.Bir süre sonra istediği asıl şeyin Ölüm olduğunu anladı.İşte o zaman her şey yerine oturdu.Her haliyle annesinin kızıydı.Kısmetsiz , bir çocuğu büyütebilmekten acizdi o da.

Sf:264 ...Koltuğun üzerindeki karları temizleyerek üzerine oturdu.Kırmızı kadife kumaşa yaslanan Aurek de ağzını kumaşa dayamışdili kırmızıya boyanmıştı.Silvana uzanıp oğlunu yeniden kucağına aldı.Aurek de mırıldanarak annesinin kucağına kıvrıldı.Silvana arkasına yaslanmıştı şimdi.Vazgeçmek, iyi hissetmesine sebep oluyordu.Daha fazla ilerleyemeyeceğini bilmek de öyle.

Sf:442 ...Kendi de bilirdi bu hissi . İlk defa ortak bir nokta da birleşmişlerdi.Yaşayan bedenlerde ölmüşleri bulma hissiydi bu.