YAYINEVLERİ
- ARKADYA YAYINLARI (2)
- CAN YAYINLARI (3)
- Deniz'de Yaşam.. (4)
- Deniz'le Satır arası... (7)
- DOGAN KİTAP (4)
- EPHESUS YAYINLARI (2)
- EVERETS YAYINLARI (3)
- KORİDOR YAYINLARI (1)
- MARTI YAYINLARI (7)
- OKUYAN US YAYINLARI (1)
- POSTİGA YAYINLARI (2)
- SİS YAYINCILIK (1)
- TİMAŞ YAYINLARI (1)
- YKY (1)
9 Mayıs 2014 Cuma
11 Ekim 2013 Cuma
VE DAĞLAR YAKILANDI
Sayfa 12:''Sende benim kadar uzun yaşasaydın, zalimlikle yardımseverliğin aynı rengin iki tonu olduğunu anlardın''
Sayfa 326: '' Mama, Thalia'yı bir çocuk gibi pışpışlayamayacak kadar saygı duyuyordu.. Sahte güvencelerle Thalia'yı aşağılayamazdı.''
Sayfa 386:'' Oysa zaman cazibe gibi . Asla senin sandığın kadarına sahip değilsindir''
Ve Dağlar Yankılandı kitabından bir kaç alıntı... Khaled Hıosseini'nin çok beğenerek okuduğum ve önceki kitaplarını aratmayan muhteşem bir kitap.. Coğrafya önceki kitapları gibi Afganistan , gene işgaller , ülke içi iç çatışmalar fonunda yitirilen çocukluk ve gençlik.. ve geç kalınmışlık...
Muhteşem bir kitap yeni kitabı dört gözle bekliyorum...
25 Eylül 2013 Çarşamba
YÜZBAŞININ KIZI
YÜZBAŞININ KIZI
Şu sıralar okuma önceliğimi yeni çıkan popüler yayınlar alsa da ara ara vazgeçilemez gördüğüm Klasik Rus Edebiyatının vazgeçilmezlerini okumadan kendimi kitap okumuş gibi hissedemiyorum. Özellikle Puşkin'nin sade ve akıcı üslubu bu kitapta da harikalar yaratmış...
Yüzbaşının Kızı romanı Kazak ve köylülerinin Çar ordusunu bozguna uğratması ve bu rejimin sancılı bir dönemini anlatıyor.. Yaşanan kıtlık , iyiliğin ( ve kötülüğün ) hiçbir zaman karşılıksız kalmayacağı ve tabi ki hayatı hiçe sayacak büyük bir aşk...
Puşkin Dostyevski'nin mistik tabiri ile ''Gelecekten haber veren bir peygamberimizdir''
Beğenerek okudum ve oğlumun kitaplığında bekleyenler arasında yerini aldı..:)
24 Eylül 2013 Salı
RÜZGARI DİZGİNLEYEN ÇOCUK
RÜZGARI DİZGİNLEYEN ÇOCUK
William Kambwamba
Martı Yayınları
Çeviri: Selim İleri
Sayfa Sayısı: 380
Kitaplığımda o kadar uzun süre beklemişti ki :( Nihayet okudum ve beklettiğim için pişmanlık yaşadım ...
Kitap mükemmel bir başarı öyküsü üzerine kurulmuş.. Kambwamba sadece rüzgarı değil hayatını da dizginleyen mükemmel bir çocuk... Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların mutlaka okuması gereken bir kitap...
Sf 248- '' ... Sen de öyle, anne,'' diye takılıyordu babam, '' Nihayet aramıza dönmene sevindim. Ama William,eh, güçlü bir rüzgarın o çocuğu tarladan çekip götüreceğinden korkuyordum''
Artık hepimiz bu konuda gülüşüyorduk, çünkü, insan ancak iyi zamanlarda kötü günlerini kabullenir..
Sf 367- ' Bizi haritaya yerleştirdin dedi,' dedi babam. ''Artık bütün dünya burada olduğumuzu biliyor''
'Sf 380- 'Uçamıyorsan koş; koşamıyorsan yürü; yürüyemiyorsan emekle''
16 Eylül 2013 Pazartesi
MEZOPOTAMYA HİKAYELERİ
MEZOPOTAMYA HİKAYELERİ
Yazar: Hasan Eken
Postiga Yayınları
Sayfa Sayısı:128
Yazarı hakkında pek bir bilgim yoktu kitabı aldığımda.. Almamda etkili olan kitabın adı ve tabi ki kapak resmi oldu.
Bir dönem Diyarbakır'da yaşamamın etkisi de yadsınamaz tabi ki..:)
Adından da anlaşılacağı gibi kitabımız kısa kısa hikayelerden oluşuyor... Hikayeler sürükleyici ve gerçekmiş gibi anlatışmış.. Ben gerçek olduğuna inanıyorum..:) Çünkü Diyarbakır'da yaşadığım dönem bunlara benzer hikayeler herkesin dilindeydi...
Kitap da yöresel ağız kullanılmış.. Fakat söylenişte ki farklılıklar dipnotlarda açıklanıyor.. Mezopotamya bölgesi için söylenecek pek bir söz yoktur zaten.. Muhteşem bir coğrafya ve hakkı verilemeyen topraklar...
Beğenerek okudum ve hatta yaşadım diyebilirim..
Fotoğrafta arka kısımda gözüken kale Van kalesi...
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ
Yazar:Khaled Kosseını
Yayınevi: Everest
Çeviri:Püren Özgören
Sayfa Sayısı:430
‘’Bu kentin ne
çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin;
Ne de duvarlarının
gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi’’
Uçurtma Avcısı kitabı
ile bağımlısı olduğum yazarın ikinci kitabı… Yazarın belki ilk kitabı kadar
güzel harika bir eser… İki kitabı da çok beğendim… Tema bu sefer yine aynı
dönemin kadınlar üzerinde ki etkisi bakımından ele alınmış… Din uğruna ,birazda
mecburiyetten olan küçük yaştaki
evlilikler, hayallerin yıkılması , hayallerin yeni kuşağa aktarılmak istenmesi,
yaşanan hüzün , dostluk gene harika işlenmiş. Arka temadaysa neredeyse aynı
dönem …Günümüze 20-30 yıl kadar yakınlaşılmış…
Sovyetlerin' in istilası değil, rejim değişikliği sonucu istilanın sona
ermesi ve Amerikanın da Afganistan’a yardım göndermek için pek bir nedeninin
kalmadığı ve özgürlük beklerken bu sefer de iç çatışma ve öncekinden belki daha
da büyük sarsıntılar…
Ve bu kargaşada
yolları kesişen iki kadın….
Kesinlikle okunması
gereken bir baş yapıt…
Bir kaç alıntı..:
''.. Leyla durdu, el sallayan, sonra duvarın dibinden ayaklarını sürüye sürüye arka avluya geçen, Azize'nin kekelemesini, fay kırılmalarıyla ilgili söylediklerini düşündü; derinlerde şiddetli çarpışmalar yaşanırken , bizim yüzeyde nasıl yalnızca hafif bir titreme hissettiğimizi..
'' Hep kuzeyi gösteren bir pusula ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da mutlaka bir kadını işaret eder...''
11 Eylül 2013 Çarşamba
KARDEŞİMİN HİKAYESİ
Zülfü Livaneli
Dogan Kitap
Sayfa Sayısı:324
Türü:Roman
KARDEŞİMİN HİKAYESİ
Hikayeler nerede başlar, gerçek nerede biter?
O kadar fazla reklamını gördüm ki , Bir Zülfü Livaneli hayranı olarak okumakta geç bile kaldım..
Okumaya başlayınca da tabi ki elimden bırakamadım ve 2 gün içerisinde bitirdim…
Roman oldukça sürükleyici ve kişinin taşıyamayacağı kadar olumsuzluklar yaşadığında beynin nasıl cevap vereceği harika anlatılmış… Bizler de konuştuğumuz insanların nereye kadar gerçek nereden sonra hikaye anlattığını biliyor muyuz?
Mehmet’in yaşadıkları ona ağır gelmiş olacak ki kendi dünyasında , kendi kurgusu içinde bir yere kadar gerçek bir yere kadar hayal ürünü olan bir yaşamı paylaşıyor…
Ana tema aşk gibi gözükse de aslında kimlik karmasıyla dolu müthiş bir kitap…
Birkaç alıntı;
Sayfa 20: Anladım ki insan soyunun duygularını anlatan psikolojik derinliklerine inebilen tek bir birikim vardır:Edebiyat
Sayfa 236: "Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar. Ama çoğu insanın ruhu bedeninden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz.
Sayfa 305: İnsan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı..
4 Eylül 2013 Çarşamba
DOĞU'DAN UZAKTA
DOĞU’DAN UZAKTA
Amin Maalouf
Yayınevi:
YKY
Roman
Sayfa Sayısı:454
Çevri: Ali
Berkay
Adam, Albert, Naim,
Samiramis,Murat, Tanya, Ramzi ve Ramiz …
Üniversitede sıkı bir dost olan bu arkadaşlar yıllar sonra Murat’ın
ölümü ile tekrar bir araya gelebilme imkanı yakalarlar..
Doğu Akdeniz'de var olan çatışmalar
üniversite öğrencisi olan bu dostların her birini dünyanın başka bir köşesine
itmiştir….
Yaşanılan bu sürgün ,
giderken arkada bırakılan coğrafya ve bu coğrafyada bırakılan umutlar, hayaller
ve bunun getirdiği hüzün ve bir o kadar da kızgınlıklarla dolu bir yaşam….
Din, dil, ırk yüzünden yaşanan ve
geride hüzünlü bir anı bırakılarak
ülkelerinden koparılan bu insanların Murat’In ölümü ile tekrar eski
anılarını, heyecanlarını canlandırma istekleri….
‘’Kaba
kuvvetle ilişkiye maruz bırakılan her şey alçalır.’’
‘’…Burda da
seçme şansın yok. Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır.Onu kardeşliğe aldığın
için pişman olabilirsin ama reddedemezsin’’
‘’ ..yazar,
siyasi çalkantıların öncelikli olarak siyasetle uğraşmayanları etkilediğini
söyler’’
‘’ Görevimiz
hassastı çünkü hem Araplar İsrail’in yenilmezliğine, hem de batıyı İsrail’in
ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna ikna etmemiz gerekiyordu
Eski İsrail Büyükelçisi…’’
22 Ağustos 2013 Perşembe
KIZIL NEHİRLER
KIZIL NEHİRLER
JEAN- CHRISTOPHE GRANGE
DOGAN KİTAP
SAYFA SAYISI: 405
Biz efendiler, biz köleleriz. Biz her yerdeyiz, hem de hiçbir yerde. Biz karar verenleriz. Kızıl nehirlerin hâkimiyiz.
Kitap iki ayrı polis soruşturması ile başlıyor...
Dağlık bir alanda kayaların arasına sıkıştırılmış bir ceset, işkence görmüş ve ana rahmindeki gibi yerleştirilmiş.
Diğer tarafta çalınan evraklar ve boş bir tabut...
Pierre Niemans ; iyi bir dedektif fakat sorgulama esnasında dozu biraz fazla kaçırıyor...
Abduf Karim; Kimsesi olmayan, yetiştirme yurdu ve sokaklarda büyümüş,sonunda hayatını düzene sokmaya karar vermiş ve hukuk fakültesini okumuş fakat arap kökenli olmasından dolayı mesleğini icra edemeyeceğini düşünüp polis olan ve tekrar sokaklara dönen - ki diğer tarafta- yetenekli bir polis..
İki tarafta iki gözü pek polis ve birbiriyle bağlantılı olayları çözme çabası...
Grange'nin okuduğum ikinci kitabı ve şimdiden büyük bir hayranıyım... Polisiye- gerilim severler için kaçırılmayacak bir kitap...
19 Ağustos 2013 Pazartesi
ŞEKER PORTAKALI
ŞEKER PORTAKALI
Lise dönemlerinde ilk kez okuduğum ve şimdide ''BİRLİKTE OKUYALIM'' grubuyla ikinci kez okuduğum bir kitap...
Aynı etkiyi yarattı mı derseniz kesinlikle hayır... Yaşımın ilerlemesi ve çoluk çocuğa karışmam dolayısıyla şu an daha da bir etkiledi..:)
Yoksulluğun yaşamımıza , çevremize ve aile bağlarına olan etkisi ana temayı oluşturuyor...
Kitap da kahramanımız Zeze... Zeze'nin yaşamının bir bölümü anlatılıyor... Zeze yarı Portekizli yarı kızıldereli bir çocuk... Dünyaya çevresine meraklı bir o kadar da öğrenmek için can atan bir çocuk..
Zeze 'nin meraklı oluşu ve biraz da sevgi ve ilgi gösterilmemesinden dolayı yaramaz bir çocuk.. Zeze'nin deyimiyle arada bir içine şeytan giriyor..:) Fakat ne kadar yaramaz da olsa bir o kadar duygusal... Kitabı okurken bir yandan gülümserken bir yandan da duygulanacaksınız..
Fakat Şeker Portakalı kitabının Can Yayınları yerine Can Çocuk'dan çıkmasını tercih ederdim..):
''Şarkı söylemek de istemiyorum.
İçimde şarkı söyleyen kuşum havalanmıştı''
Çocukların içindeki kuşla birlikte yaşamaları dileğiyle..:)
12 Ağustos 2013 Pazartesi
NAR AĞACI
NAR AĞACI
TİMAŞ YAYINLARI
NAZAN BEKİROĞLU
SAYFA SAYISI:534
NAR AĞACI
Küçük insanların büyük öyküleri…
Nazan Bekiroğlu ile bu kitap sayesinde tanıştım. İyiki
de tanışmışım diyorum…
Balkan Harbi, bir tarafta Bolşevik Devrim ve
siyasetin üstünde tutulan ve uğruna Trabzon’da kalınan aşk.
Kitaba ilk baktığınızda tarih kokuyor fakat
içerisinde aile bağları, uğrunda hayallerinizi bile gömebileceğiniz müthiş bir
aşk var…
Ayrıca sadece Osmanlı topraklarında değil Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü
ve İstanbul hattında yaşanan bir serüvenle de karşılaşıyorsunuz ve yazarla
birlikte onun dedesi Setterhan ve onun uğruna hayatını değiştirdiği Zehra ile
çok güzel bir serüvene atılıyorsunuz.
Kitap sürükleyici ve zevk alarak okudum.Ama
karakter olarak Setterhan’ın duygusallığından
ve gelenekleri fazlaca önemsemesinden pek hoşlanmadım…Benim beğendiğim
karekter Mehdi..:) Tuttuğunu koparan, idealleri uğruna savaşan birisi ..Hani
kitapda da fazla üzerinde durulmamış ama o ufacık bahsedilişler sanki tanımam
için yetti..:)
Bu arada kitabı okuduktan sonra Taht-ı Süleyman’ı
ne kadar görmek istediğimi sanırım söylemem gerek yok ..:)
- Yangın gelince sıradan ayrıntılar anlamını yitirdiği gibi harikulade de sıradanlaşıyordu zahir...
-İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir.
-Her taş da kendi yerinde ağırdı nihayetinde.
-Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim
Ben böyle çağırmasam sen öyle gelmezdin
31 Temmuz 2013 Çarşamba
KAİKEN
KAİKEN
Jean - Chrıstophe
GRANGE
Dogan Kitap
Çeviri: Tankut Gökçe
Sayfa Sayısı: 383
KAİKEN
Jean-Chrıstophe Grange’ın okuduğum
ilk kitabı .Uzun süredir okumak istediğim fakat bir türlü kitaplarını okuma
fırsatı bulamadığım bir yazar. Zararın neresinden dönülse kardır..:)
Polisiye kitapları severim ama bu
kitabın da yeri bende ayrı oldu.Sürükleyici, içinde birden fazla konu bulunan
ve nasıl bittiğini anlayamayacağınız türden . Özellikle polisiye roman severler
muhakkak okumalı..
Konusuna gelince ; roman
Fransa ve Japonya kültürünü benimsemiş, daha doğrusu Fransa’da Japon kültürünü
yaşamaya çalışan ve tam bir japon aşığı olan Passan’ ın içinde bulunduğu
karmaşalarla ilgili. Passan evli ve iki çocuk babası bir komiserdir. Çocukluğu
ve gençliğinin ilk evrelerinde kimsesizler yurdunda büyümüş, her türlü belaya
bulaşmış fakat polis olarak hayatını düzene sokmaya çalışan bir kişidir.
Bir yandan bebek katili olarak
düşündüğü Guillard ile – ki dogumcu olarak tanınıyor ve annenin karnını deşerek
ortaya çıkan fetüsü yakmasıyla ünlü..-bir yandan evine saldırıda bulunan ve en
yakın arkadaşlarının ölümüne neden olan olaylarla uğraşırken 11 yıllık karısını
gerçekten tanıyıp tanımadığını da sorguluyor..
Birkaç Alıntı;
Sf58: Basit bir hayatın mı olsun istiyorsun? Sürüye yakın dur ve orada kendini unut.
Sf357: Kin, uzun vadede hep kazanır.
24 Temmuz 2013 Çarşamba
ALLAH BENİ BÖYLE YARATMIŞ
ALLAH BENİ BÖYLE YARATMIŞ
PuCCa ... Ve sonunda okudum... Nasılda merak ediyordum... Sürekli karşıma çıkıyor.. Okuyanlar sakın milletin içinde okuma yoksa sessiz sessiz gülmeye çalışır rezil olursun diyorlar... Tabi bende de bir merak sormayın gitsin...:)
D&R da indirime girmiş kaçar mı..:) Hemen aldım ve elimdeki kitap biter bitmez başladım...
Fakat ilk başlarda büyük bir hayal kırıklığına uğradım ve küçük bir kız eline almış kağıt kalem , basmış küfürü , acaba okumasam da birine mi hediye etsem diye düşünüyordum ki kitapla bütünleşebildim...:)
Sonradan başladım kıza üzülmeye .. Küçüklüğünde neler neler yaşamış .. Acaba diyorum ben o yollardan geçsem nasıl olurdum...
Her neyse kitabı okudum .. Okudukça gülmelerimin yerini iç sızıları almaya başladı... Veee şu anda en sevdiğim kitaplarımın yanına koydum..:) Bence mükemmel bir kitap... Hani yüzeysel bakılmadığında aile içerisinde yaşananların , boşanmaların ve yerine gelen yeni anne ve babaların çocuk üzerindeki etkisi bu olsa gerek.. İçim burkularak okudum...
Kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor.. Bir genç kızın üniversite dönemini anlatıyor.. Ve tabi ki yaşadıkları ve o yaşadıklarında yaşanan dünün izleri.. Ben beğenerek okudum .. Tavsiye ederim..:) Hani belki ana yemek yerine değil ama yemek sonrası yenen bir tatlı niyetine okunabilir..:)
KIRMIZI
KIRMIZI
Ted Dekker … Uzun
zamandır merak ettiğim ve nedense hep seveceğimi düşündüğüm bir yazar. Yazarın
adı ve kitapların kapak tasarımı hep ilgimi çekmiştir.. Denk gelir gelmez de aldım… Ama seri olan bir
kitap almışım …Sonradan fark ettim… L
Fakat kitabı biraz incelediğimde serinin istenilen kitabından başlanabileceğini
gördüm ve keyfim tekrar yerine geldi..:)
Kitap 600 sayfa hani
hem güzel hem de kalın bir kitap okumak isteyenler için oldukça güzel bir
seçim.. Yani benim için..:)
Kitabın konusunu
gelince ; Thomas 25 yaşında bir genç ve ülkeyi yok etmeye başlayan Raison
virüsü ile savaşıyor. Tek amacı Monique
de Raison’ ı bulup anti- virüs üretilmeye başlanmasını sağlamak…
Diğer realitede ise
Thomas 40 yaşında , Rachelle ile evli ve iki çocuğu var. 15 yıl önce
bulunduğundan beri iyi bir savaşçı olarak yetiştirilmiş. Sonrasında ise Orman
Muhafızları’nın komutanı olmuştur. Bu realitede dünya çöllerle kaplı, sadece
bazı bölgelerde – ki sayıları 10 bile değil- ormanlık alanlar ve göller mevcut.
Thomas bu ormanlık bölgeyi Çöl Sakinleri’nden (serserilerden) korumaya
çalışıyor.
Thomas uyudukca bu
iki realite arasında yer değiştiriyor ve tekrar uyuyana kadar o realite
içerisinde kalıyor. Belirli bir süre sonra bu geçişler sorun olmaya başlıyor..
Çünkü herhangi realitede aldığı yara veya darp
diğer realitede de olmuş gibi etkisini göstermeye başlıyor…Bu da Thomas
için ürkütücü gerçeği - herhangi birinde meydana gelen ölümle iki dünyadaki varlığının
da sona ereceği- anlamasına neden oluyor …
Tabi bundan sonrası sürpriz..:)
Kitabı bitirrmeden elinizden bırakamayacaksınız…
Nefes nefese okunacak
bir Ted Dekker destanı…J
Birkaç alıntı..:)
Sf 115: ‘’ Ya tarihi
değiştirmenin bir yolunu bulacak ya da yazıldığı şekilde tarihin yolunu izleyip
öleceksiniz..’’
25 Haziran 2013 Salı
BİR YUMAK MUTLULUK
BİR YUMAK MUTLULUK
A Good Yarn
Debbie Macomber
Çeviren: Ozan Aydın
Sayfa Sayısı : 474
Debbie Macomber'in ilk kitabı olan Küçük Mucizeler Dükkanı'nı severek okumuştum. Bu kitap da bir bakıma ilk kitabının devamı niteliğinde
Kitabın ilk kahramanları olan jackline, Carol ve Alix bu kitapta da yer alıyor fakat asıl kahramanlarımız eskiden kumarbaz bir adamla evli olan Elis, eşinden yeni boşanmış
kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Bethanne ve annesini kaybedip anneannesiyle yaşamaya başlayan ve ağır bir bunalım geçiren Courtney.
Kitap bu altı kadın ve Mucizeler Dükkanı'nın sahibi olan Lydıa nın iç içe geçmiş olan yaşamlarını anlatıyor. Kadınlar
dostluğu, yardımlaşmayı ve kişisel gelişimlerinin ayrılmaz bir parçası olan yaşam sevgisini birbirlerine destek olarak atlatmayı başarıyorlar.
Bir Yumak Mutluluk kitabını da Küçük Mucizeler Dükkanı gibi keyifle okudum.
Ve yazarımızın dediği gibi ''hayatın karmaşasından'' uzaklaştım.....
Bir kaç alıntı;
Sf 217: Annie senin de kızın. Ayrıca o mutlu,huzurlu hayatı, sırf babasının aklı bacaklarının arasında olduğu için mahvoldu..
Arka Kapak: Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor;bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde...
5 Haziran 2013 Çarşamba
SONSUZA KADAR
SONZUSA KADAR
Kitap Matteo'nun Nora'ya olan büyük aşkını anlatıyor. Matteo Nora'yı çocuğunu ve dogmamış bebeğini bir kaza sonucu kaybediyor ve kendini bir çıkmazda buluyor. Nora'yı kaybetmek Matteo için hayatının anlamını da kaybetmek demek. Hayata tekrar tutunma çabaları. Matteo'nun babasının desteği ve kendini bulma çabaları, tanrının ne olduğu ve eğer var ise nasıl bir sınavdan geçirildiği kitabın bütünün de sürekli sorgulanan bir olgu.
Kitabı okurken de kendinizi Metteo yerine koyacaksınız ve hiç bir şeyin sonsuza kadar süremeyeceği ve onu kaybedene kadar da değerinin anlaşılamayacağını anlayacaksınız.
Ben kitabı okurken Nora'nın hayat felsefesini ilgi ile izledim diyebilirim. O'nun kitaplara ve şiire olan tutkusu ve beynini zengin bir kütüphane yapma çabaları beni çok etkiledi. Okumak dünyanın sadece yemek yeme, uyumak, sevişmek ve ölmekten ibaret olmasını engelleyen bir olgu olduğunu yaşam tarzıyla da çok güzel hissettiriyor.
Can Yayınları'ndan çıkan bu kitabı beğenerek okudum. Ama Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabındaki tadı malesef bulamadım.Gene de Suzanna Tamaro kitaplarının hepsi ayrı bir tat veren beğendiğim bir yazar.Okumanızı tavsiye ederim.
29 Mayıs 2013 Çarşamba
VAHŞİ ADALET
VAHŞİ
ADALET
Kitabın kapağını görür görmez okumam gerektiğini düşünmüştüm ve kitap elime geçtiğinde bekleyen tüm kitaplarımı bir kenara itip okumaya başladım..:) Kitap gerçekten de kurgusu mükemmel olan harika bir kitap...Hiç bir yerinde duraksama olmadan aynı heyecanı sonuna kadar hissedebiliyorsunuz..
Kitabın kapağını görür görmez okumam gerektiğini düşünmüştüm ve kitap elime geçtiğinde bekleyen tüm kitaplarımı bir kenara itip okumaya başladım..:) Kitap gerçekten de kurgusu mükemmel olan harika bir kitap...Hiç bir yerinde duraksama olmadan aynı heyecanı sonuna kadar hissedebiliyorsunuz..
Amanda hukuk
fakültesinden mezun olur olmaz babasının hukuk bürosunda çalışmaya başlar.
Babası ünlü bir ceza avukatıdır ve Amanda'da bu yolda ilerlemeyi
düşünmektedir.
Olaylar telefonla
gelen bir ihbarla başlar ve karşılaşılan manzara buzdolabındaki iki kesik baş
ve gömülü haldeki dokuz ceset... Tüm kanıtlar Dr. Cardoni'nin suçlu olduğunu
göstermetedir..Bir yandan Dr Cardoni suçlu gözükürken O da eski eşini
suçlamaktadır...
Kitabı okurken
sizde kendinizi dedektif gibi hissedip ipucu yakalamaya çalışacaksınız...Ama
boşuna uğraşmayın..:)
Kitapla fotoğrafımı Midyat Mor Gabriel Manastırı'nda çekildim...Vahşi Adalet kitabım da benimle birlikte gezerken....:)
24 Mayıs 2013 Cuma
AŞKA VEDA
AŞKA VEDA
Can Dündar'ın aşk ile ilgili yazılarının bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bu kitap; aşkın zaman içinde , dönemlere göre nasıl bir değişim gösterdiğini etkileyici bir dille anlatıyor.
Zamanın ilerleyişiyle kadının toplumsal rolünün değişmesi , erkeğe bakış açısının zamanla farklılaşması, bu iki ayrı cinsin bir arada yaşayabilmek ve zamana ayak uydurabilmek için yapılan zorunlu değişimleri, giderek hayatımızdaki insan sayısının artmasıyla daha da artan yalnızlığımız ve toplumun aile hayatına bakış açısı, sevgisiz aşkın aşksız sevginin var olması,zamanla sevginin yerini bedensel zevke bırakması ve mutsuzluğumuzun zamanla artması gerçekçi bir dille anlatılmış.
Yaşamımızın bir kuralıdır ki; değişim kaçınılmazdır ve giderek artan mutsuzluğumuzu sona erdirmek için elmanın iki yarısı gibi tamamlayıcı olmak yerine (-ki şimdiye kadar o şekildeydi) tekil olmayı başarmış iki kişi olarak birlikte yaşamalıyız. Aşk,seks ve izdivaç bileşeni ancak bunu başarmakla mümkün gibi gözüküyor...:)
Can Dündar'ın aşk ile ilgili yazılarının bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bu kitap; aşkın zaman içinde , dönemlere göre nasıl bir değişim gösterdiğini etkileyici bir dille anlatıyor.
Zamanın ilerleyişiyle kadının toplumsal rolünün değişmesi , erkeğe bakış açısının zamanla farklılaşması, bu iki ayrı cinsin bir arada yaşayabilmek ve zamana ayak uydurabilmek için yapılan zorunlu değişimleri, giderek hayatımızdaki insan sayısının artmasıyla daha da artan yalnızlığımız ve toplumun aile hayatına bakış açısı, sevgisiz aşkın aşksız sevginin var olması,zamanla sevginin yerini bedensel zevke bırakması ve mutsuzluğumuzun zamanla artması gerçekçi bir dille anlatılmış.
Yaşamımızın bir kuralıdır ki; değişim kaçınılmazdır ve giderek artan mutsuzluğumuzu sona erdirmek için elmanın iki yarısı gibi tamamlayıcı olmak yerine (-ki şimdiye kadar o şekildeydi) tekil olmayı başarmış iki kişi olarak birlikte yaşamalıyız. Aşk,seks ve izdivaç bileşeni ancak bunu başarmakla mümkün gibi gözüküyor...:)
17 Mayıs 2013 Cuma
HİÇ KİMSE SIRADAN DEĞİLDİR
Yazar: Markus Zusak
Martı Yayınları
Çeviri: Selim Yeniçeri
Sayfa Sayısı: 459
Uzun süredir kitaplığımda sırasını bekleyen kitaplarımdan biridir.Aslında ilk çıktığı zaman aldım fakat okumak bir türlü nasip olmamıştı…Sonunda elime geçen ilk fırsatta okudum...:)
Konusuna gelince; zaten kitabın adında da anlaşılacağı gibi sıradan bir insanın bile neler yapabileceği açık bir şekilde göstermiş. Kitabımızdaki baş kahramanımız Ed, 19 yaşındadır ve hayatını taksi şoförü olarak geçirmektedir. Hayatı oldukça sıradan geçmektedir. Tek eğlencesi arkadaşlarıyla iskambil oynamak ve köpeğiyle ilgilenmekdi
r
Fakat bir gün posta kutusunda bir iskambil kağıdı bulur ve şifreleri çözmeye başlar.Böylece bir yandan çevresine ,insanlara iyilik yaparken bir yandan da adım adım kendi hayatını düzene sokmaya başlamıştır. Yaşamı değişmeye başlamış ve yaptığı iyiliklerin meyvesini kendi hayatının değişime başlamasıyla almaya başlamıştır…
Yaptığı iyiliklerle bir yandan kadını tecavüzcü kocasından kurtarırken bir yandan sahipsiz kiliseyi doldurmayı başarır ve bir yandan da annesiyle ve kız arkadaşıyla olan ilişkisini düzene koyar…Kısacası ailesinden arkadaşlarına hatta yakın çevresinden kasabada yaşayan insanların yaşayışlarına kadar kendi çabasıyla düzen getirmeye çalışır başardıkça da artık Ed, eski Ed olmaktan çıkarak yepyeni bir kişilik kazanır.
Ben beğenerek okudum . Güzel bir kitaptı..Bir zamanlar okuduğum Sofinin Dünyası ‘nı da anımsatmadı değil….:)
r
Fakat bir gün posta kutusunda bir iskambil kağıdı bulur ve şifreleri çözmeye başlar.Böylece bir yandan çevresine ,insanlara iyilik yaparken bir yandan da adım adım kendi hayatını düzene sokmaya başlamıştır. Yaşamı değişmeye başlamış ve yaptığı iyiliklerin meyvesini kendi hayatının değişime başlamasıyla almaya başlamıştır…
Yaptığı iyiliklerle bir yandan kadını tecavüzcü kocasından kurtarırken bir yandan sahipsiz kiliseyi doldurmayı başarır ve bir yandan da annesiyle ve kız arkadaşıyla olan ilişkisini düzene koyar…Kısacası ailesinden arkadaşlarına hatta yakın çevresinden kasabada yaşayan insanların yaşayışlarına kadar kendi çabasıyla düzen getirmeye çalışır başardıkça da artık Ed, eski Ed olmaktan çıkarak yepyeni bir kişilik kazanır.
Ben beğenerek okudum . Güzel bir kitaptı..Bir zamanlar okuduğum Sofinin Dünyası ‘nı da anımsatmadı değil….:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













